Diyabet hasta tedavi merkezi

OBEZİTE CERRAHİSİ

Obezite ve Metabolik Cerrahide Doğru Adres Biziz !

 

NB Kadıköy Hastanesi;  Türkiye’de Diyabet ve Obezite hastalıklarının, bireyde yarattığı komplikasyonlarla birlikte ele alınarak, kapsamlı olarak tanı, tedavi ve koruyucu hekimlik hizmetleri sunan ilk ve tek sağlık kurumudur.

 

62 yıllık süreçte, ilk olarak “Diyabet Merkezi” ismiyle faaliyetlerine başlayan hastanemiz, yıllar içerisinde artan talep nedeniyle fiziki koşullarını geliştirme kararı almış ve 1990 yılında Harbiye’deki merkezinde “Diyabet Hastanesi” olarak hizmet sunmaya başlamıştır.

2015 yılına kadar Harbiye’de faaliyetlerini sürdüren hastanemiz, tüm Türkiye’nin referans hastanesi konumuna yükselmiş ve yeniden büyüme kararı ile, Kadıköy’ün merkezindeki yeni hizmet binasına taşınmıştır.

İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki iş ve yerleşim merkezi olan Kadıköy’de, 22 branşda hizmet sunmakta olan hastanemiz; insan hayatında çok önemli sonuçlar doğuran kronik hastalıkların başında gelen “Diyabet” ve “Obezite” nin tüm multidisipliner branşları ile birlikte tanı ve tedavisinde uzmanlaşmıştır.

 

 

Obezite Nedir ?

 

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla “Şişmanlık”; genellikle yanlış – sağlıksız beslenme ve hareketsizlik – fiziksel aktivite yetersizliği sebebiyle, vücutta olması gerekenden çok fazla yağ birikmesi sonucunda ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Bu faktörlerin yanı sıra; genetik, çevresel, nörolojik, hormonal ve psikolojik pek çok faktör, obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Obezite; önce Metabolik Sendrom ve sonrasında Diyabet, Hipertansiyon, Kalp Hastalıkları gibi ciddi problemlere zemin hazırlar ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Obezite ve obezitenin tetiklediği hastalıklar önünü alamadığımız bir salgın olarak modern toplumu tehdit etmektedir.

Tip 2 Diyabet, Hipertansiyon, Yağlı Karaciğer, Dislipidemi gibi yandaş hastalıkların tedavisi, obez bireylerde cerrahi tedavilerin amacını genişletmiş ve tedavinin metabolik olumlu sonuçları en az kilo vermek kadar önem kazanmıştır.

Hayat tarzı değişikliği, planlı beslenme programları ve egzersiz reçeteleri ile donatılmış tedavi planlarının Bariatrik /Metabolik Cerrahi öncesi denenmesinin faydalarına rağmen, Morbid Obez bireylerde en etkin ve kalıcı tedavi seçeneği; Obezite Cerrahisidir.

Obezite üstesinden gelinemeyecek bir rahatsızlık değildir. Yeter ki kendinizi güvenli ellere bırakın.

 

Vücut Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ?

 

Obezitede, Vücut Kitle İndeksi – VKİ (Body Mass Index-BMI) hesaplaması temel alınır. Vücut kitle indeksi (VKİ) ; vücut ağırlığınızın, boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile elde edilir.

Kilo/boy 2 Örnek: 130 kg 170 cm bir kişinin, VKİ= 130/(1.7*1.7)= 44.9 kg/m 2 olarak hesaplanır.

Bireyin Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde ise “obez” olarak adlandırılır.

Vücut kitle indeksi 35’inde olup; insülin direnci, hipertansiyon, hiperlipidemi gibi ek hastalığı olanlar da obezite cerrahisi ameliyatına uygun hastalardır.

 

Obezitenin Nedenleri Nelerdir ?

 

Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam sebebiyle oluşan obezitenin altında yatan birçok neden olabilir. Bunlar; genetik yatkınlık, çevresel etkenler, nörolojik, hormonal ve psikolojik pek çok faktörlerdir.

 

OBEZİTE NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

 

Obezitenin Diyet İle Tedavisi

Obezite ve Tıbbi Beslenme Tedavisi

 

Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile ilişkili olan kronik bir hastalıktır.

Obezite, başta kardiyovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara hatta ölümlere sebep olan önemli bir sağlık problemidir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezitenin kanserle de yakından ilişkili olduğu son yayınlarda belirtilmiştir.

Obezitenin, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, Tip 2 diyabet, metabolik sendrom, dislipidemi, hormon bağımlı bazı kanserler ve obstruktif uyku apnesi sendromu gibi çeşitli hastalıklar için risk oluşturduğu da bilinmektedir.

Obezite tedavisinde amaç; obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

Obez bireylerin küçük miktarlarda ağırlık kaybetmesi bile (başlangıçtaki ağırlığın %5-10’u) kısa dönemde sağlığın geliştirilmesine katkı sağlar veya obezitenin neden olabileceği komorbid hastalıkların ciddiyetini azaltabilir.

Obezitenin beslenme tedavisindeki amaç; enerji açığı oluşturarak kas ve vital organlarda kütle kaybı olmadan yağ depolarında azalma sağlamak ve vitamin, mineral ve elektrolit kaybını önlenmek olmalıdır. Kilo kaybının sağlanmasında pek çok yöntem olmakla birlikte tedavideki değişmez ana ilke; harcanan enerjinin alınan enerjiden daha az olmasıdır. Beslenme düzeni oluşturulurken gerçekçi kilo kaybı hedeflenmelidir.

Gerçekçi bir hedef olarak zayıflama programının ilk 6 aylık döneminde, fazla ağırlığın %5-10’unun kaybedilmesi amaçlanmalıdır. Bu da haftada 0.5-1 kg kayıp sağlayacak şekilde enerji kısıtlaması gerektirmektedir.

 

Obezitenin Tıbbi Beslenme Tedavisi:

 

Enerji: Zayıflama için önerilen beslenme programlarında günlük enerji miktarının belirlenmesinde temel ilke, alınan enerjinin harcanan enerjiden az olmasıdır. Bireyin günlük enerji alımı haftada 0.5–1 kg ağırlık kaybını sağlayacak şekilde günlük alması gereken enerjisinden 500-1000 kcal’lik azaltma ile sağlanabilir.

Protein: Günlük olarak belirlenen enerjinin %12–15’i proteinlerden gelmeli ve daha çok kaliteli protein kaynaklarından yararlanılmalıdır. Toplam proteinin %30-40 kadarı, B12 vitamini gereksinmesini karşılamak için hayvansal kaynaklardan karşılanmalıdır. Proteinlerin yeterli miktarda alınması; tokluk hissi sağlamaları, yağsız vücut kütlesinin korunması ve doku yapımındaki olumlu etkileri nedeniyle önem taşımaktadır.

Yağ: Sağlıklı beslenme önerileri doğrultusunda günlük enerji miktarının %25–30’unun yağlardan gelmesi önerilmektedir. Diyette bu oranın sağlanması lezzet alma, tokluk hissinin sağlanması ve diyetin uzun soluklu uygulanabilmesi açısından önemlidir. Ayrıca yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) emilimlerinin artması için diyetin yağ içeriği çok azaltılmamalı, enerjinin yağdan sağlanan kısmı %20’nin altına düşmemesi sağlanmalıdır.
Yemeklerin pişirilmesi sırasında kullanılacak yağ türleri de önemlidir. Enerjinin doymuş yağ asidinden gelen oranı %10’un altında olmalı, çoklu doymamış yağ asidi %7-8, tekli doymamış yağ asidi %10-15 olacak şekilde belirlenmelidir. Diyetin kolesterol miktarı 300 mg/gün’ ün altında olmalıdır.

Karbonhidrat: Diyet enerjisinin %55-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Şeker gibi basit karbonhidratların tüketimi azaltılmalı (günlük enerjinin ≤10) kuru baklagiller (nohut, mercimek, kuru fasulye vb. ), tam tahıl ürünleri, bulgur vb. kompleks karbonhidrat içeren besinlerin tüketimi artırılmalıdır. Karbonhidratların, özellikle posa içeriği yüksek olan oligosakkaridler ve polisakkaridlerin tokluk hissi oluşturarak enerji alınımını kontrol ettiği ve obezitenin gelişmesindeki riski azaltabildiği bildirilmiştir.

Vitamin ve mineraller: Zayıflama diyetlerinde düşük enerji içeriğine paralel olarak vitamin ve mineral (B grubu vitaminler, demir, kalsiyum vb.) yetersizlikleri görülebilir. Enerjisi çok düşük olmayan, besin öğeleri açısından dengeli diyetlerde, vitamin ve mineral yetersizliği söz konusu değildir.

Posa (lif ): Diyet posasının arttırılmasının, birçok kronik hastalıkta olduğu gibi obezitenin önlenmesinde ve kilo alımının engellenmesinde etkin olduğu görüşü yaygındır. Posa; çiğneme süresinin uzun olması nedeniyle, yemek yeme zamanını uzatması, mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini sağlaması, barsak hareketlerini ve dışkı hacmini artırarak konstipasyonu önlemesi ve insülin düzeyini fazla yükseltmemesi gibi birçok nedenle beslenme programının uygulanmasında önemlidir. Yetişkinler için günlük alınması gereken posa miktarı 25-35 gramdır. Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, kepekli un ve kepekli ürünler önerilen doğal posa kaynaklarıdır.

Alkol: Zayıflama diyetlerinde önerilmemektedir. Eğer alkol alınıyorsa kalori değerinin hesaplanıp günlük enerji ihtiyacından çıkarılması gerekir. Yaklaşık 30 gram (200 kcal) alkol içeren içeceklere örnek olarak 60 ml rakı, 270 ml şarap, 750 ml bira, 75 ml viski, 80 ml votka veya 90 m cin sayılabilir.

Sıvı: Yemek öncesi ve sonrası alındığında mide dolgunluğunu arttırması ve metabolik artıkların atılımındaki görevleri nedeniyle günlük 2-3 litre kadar sıvı tüketilmelidir. Özellikle bu sıvının 1-1.5 litresi (8–10-su bardağı) sudan karşılanmalıdır. Su içilmesi kabızlığın önlenmesinde oldukça önemlidir. Kabızlık bireyin kilo vermesini olumsuz önde etkilemektedir.

Tuz: Kalp yetersizliği veya başka nedenlerle ödemi ve hipertansiyonu bulunan obez bireylere uygulanan beslenme programında tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Bu sorunlar mevcut değil ise tuz alımı günde 5 gramın (1 silme tatlı kaşığı) üstünde olmamalıdır.

Öğün düzeni: Beslenme programı kişiye göre değişmekle beraber günlük 4-6 öğün olarak düzenlenmelidir. Sık aralıklarla beslenme, gereğinden fazla yemeyi önler, acıkmayı geciktirir ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltır.

 

 

Obezitenin Tıbbi Beslenmesinde Genel Öneriler:

 

  • Az ve sık yiyin. Günde en az 5-6 öğün yemek metabolizmanızı hızlandırarak kilo vermenizi sağlayacak.
  • Güne mutlaka kahvaltı ederek başlayın.
  • Yemeklerinizi mümkün olduğu kadar sakin bir ortamda ve yavaş yiyin, iyi çiğneyin.
  • Yemek yerken hiçbir şeyle meşgul olmayın.
  • Gün boyunca idrarınızın açık renk olmasını sağlayacak kadar su tüketmeye özen gösterin.
  • Aşırı yağlı, şekerli gıdalar yerine düşük kalorili ama sağlıklı olan yiyecekleri seçin.
  • Günde en az 5-8 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Böylece hem vitamin, mineral almış hem posadan zengin beslenerek daha uzun süre tok kalmayı sağlamış olacaksınız.
  • Beyaz ekmek yerine daha sıkça esmer ekmeği tercih edin.
  • Yemek yaparken az yağ kullanın. Yağlar, karbonhidratlar ve proteinlere göre iki katından fazla kalori sağlarlar.
  • Bitkisel sıvı yağları kullanın.
  • Kızartmalar yerine daha sağlıklı olan haşlama, ızgara, fırınlama gibi yöntemleri tercih edin.
  • Süt ve ürünlerinde az yağlı olanları satın alın.
  • Diyet ürünlerini sınırsız tüketilebilecek yiyecekler olarak görmeyin, çoğunun kalorisi oldukça fazladır.
  • Fiziksel aktivitenizi mutlaka arttın. Haftada en az 3-4 kez yürüyüş yapmak, yakın yerlere yürümek, merdivenleri kullanmak, dans etmek gibi.
  • Alışverişe mutlaka tok çıkın ve diyetinize zarar verecek yiyecekleri satın almayın

 

Obezitenin Endokrinoloji ve İç Hastalıkları İle Tedavisi

 

Obezite, çağımızın en yaygın hastalıklarından birisidir.

Obezite; normalde vücutta bulunması gereken yağ miktarından daha fazla yağ miktarı bulunması durumudur.

 

Vücuttaki Yağ Oranı Nasıl Ölçülür ?

 

Vücuttaki yağ oranı; bel çevresi ölçümü, tartı, antropometrik yöntemler ve dexa yöntemi gibi uygulamalar ile tespit edilmektedir.

Obezite dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün artarak büyümektedir. Yaklaşık olarak; kadınlarda %50, erkeklerde 1/3 oranında obezite görülmektedir. Obezite sinsi bir hastalıktır; uzun vadede kronik dönemde ölüm riskini arttıran hastalıkların gelişimine sebebiyet vermektedir. Örneğin; şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, damar sertliği ile birlikte tüm organlarda olumsuz etkilere yol açmaktadır. Akciğerin havalanmasını bozmakta, bağırsak sistemi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

 

Biz, hekimler obezite ile bir savaş vermekteyiz.

Bireyleri yağ dokusundan ne kadar çok kurtarırsak, ileriye yönelik hastalıkları da o kadar çok azaltmış olacağız.

 

Obezite Nasıl Tedavi Edilir ?

 

Obez bireylerde önce, %15 olasılıkla görülen hormonal rahatsızlıkların olup olmadığı kontrol edilerek, hastalar değerlendirilmektedir.

Testler sonucunda hormonal bir rahatsızlık varsa, yapılan ilk uygulama o hastalığın tedavisine yönelik olmaktadır.

Bir hastalık varsa, tedavi edildikten sonra zayıflamayı sağlayan uygun yöntemler uygulanmaya başlanmaktadır. Bir hastalık yoksa, öncelikli olarak diyet tedavisi, egzersizi düzenlenilmektedir. Diyet egzersiz ile kilo veremeyen hastalara uygun zayıflama ilaçları uygulanmaya başlanmaktadır.

 

Obezite Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

 

Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileri yapılmaktadır.

 

Günümüzde artık çok daha fazla ilaç ve tedavi yöntemi mevcuttur. Farklı gruplarda ilaçlar vardır:

 

  • İnsülin Direnci (Karaciğer ve Yağ Dokusu Üzerinde Etkili),
  • Yağ Emilimi Üzerinde Etkili Olan İlaçlar
  • Gastrointestinal Sistemde etki eden ve tokluk hissi veren, midenin boşalma süresini durduran ve yavaşlatan birtakım psikiyatrik ilaçlar vardır.

 

Sonuç olarak; hastanın ek hastalıklarına göre bu yöntemler harmanlanılarak kullanılmaktadır.

 

Yağ dokusu, diğer organ sistemleri gibi binden fazla, birçok hormon üretmektedir. İnsülin direncinin gelişmesi, karaciğerin çalışmasının bozulması, beyin ve kas dokusu üzerindeki olumsuz etkileri gibi hastalık sebeplerini ortaya çıkarmaktadır. Yağ dokusu arttığı zaman, üretilen hormonlardaki dengesizlik sonucunda bu periferik etkiler ortaya çıkmaktadır.

 

Endokrinoloji olarak hastalık ile savaş verirken öncelikli olarak tüm medikal tedavi ve ilaç tedavi yöntemleri uygulanır.

Sonuç alınamadığı takdirde son çare olarak cerrahi operasyon yöntemlerine başvurulur.

Obeziteyle ilgili cerrahi prosedürler genelde iki kısımda gerçekleşmektedir:

 

  1. Restriksiyon ( Mide Hacminin Azaltılması )

Obeziteye yönelik cerrahi uygulamalar, mide hacminin azaltılmasını sağlamaktadır. Bu uygulama ile hastalar erken doymaktadır. Bol sıvı almaları ve katı gıdalardan uzak durmaları gerekmektedir. Bu ameliyatı olan hastaların, bol karbonhidratlı sıvı gıdaları tüketmemeleri gerekmektedir.

 

  1. Bağırsaklar Düzeyinde Kısa Devre Operasyonları (Emilim Bozucu Tedavi Yöntemleri)

Hastanın bağırsaklarından emilim azaltılmakta, bağırsaklardan salgılanan birtakım hormonlarda değişiklikler ve kısa devre yapılarak, hastanın kilo kaybı sağlanmış olmaktadır.

Bu iki cerrahinin birlikte yapıldığı ameliyatlar da vardır. Mide küçültücü cerrahi operasyonlar, nispeten diğer operasyonlara göre daha az komplikasyona sahip ameliyatlardır. Bağırsak segmentinin kısaltılarak yapıldığı ameliyatlarda ise daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Uzun vadede daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Özellikle şeker hastalığına sahip bireylerdeki kısa segment bağırsak oluşturulan hastalarda; şeker hastalığının tedavisinin hafiflemesi, hatta şeker hastalığının düzelmesi görülebilmektedir. Ameliyat sonrası bireylerin özellikleri ve rahatsızlıklarının farklı olması sebebi ile hastalar arasındaki sonuçlar farklılık gösterebilir. Şeker hastalığının derecesine ve yağ dokusunun miktarına göre bireylerde farklı sonuçlar alınabilmektedir.

 

Obezite Ameliyatı Kimlere Yapılabilir ?

 

  • Vücut Kitle İndeksi 40’ın üzerinde ve yağ dokusu çok fazla olan bireyler, obezite cerrahisine uygun hastalardır.
  • Vücut Kitle İndeksi 35’in üzerinde olup, tehlikeli hastalıklara sahip hastalar, yani; kardiyovasküler hastalıklar, yoğun diyabet tedavisi alan hastalar, günde 100 ünitenin üzerinde insülin tedavisi kullanan hastalar ve akciğer problemleri olan hastalar, yağ dokusundan kurtulamadıkları zaman, ileri süreçte riskli grupta sayılmaktadır. Bu durumda da obezite cerrahisi prosedürleri uygulanabilmektedir.

 

 

Obezitede Cerrahi Tedaviler Nelerdir ?

 

Obezite ve obezitenin tetiklediği hastalıklar önünü alamadığımız bir salgın olarak modern toplumu tehdit etmektedir. Tip 2 diyabet, hipertansiyon, yağlı karaciğer, dislipidemi gibi yandaş hastalıkların tedavisi, obez bireylerde cerrahi tedavilerin amacını genişletmiş ve tedavinin metabolik olumlu sonuçları en az kilo vermek kadar önem kazanmıştır.

Morbid obez bireylerde en etkin ve kalıcı tedavi seçeneği olan obezite cerrahisi mutlaka hayat tarzı değişikliği, planlı beslenme programları ve egzersiz reçeteleri ile donatılmış tedavi planları ile bu konuda çalışan ekipler tarafından desteklenmelidir.

Uygulanan tedavi ve diyet programlarıyla kilo vermeyi başaramayan, Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’dan yüksek ya da BKİ’i 35’den yüksek ve kronik bazı hastalıkları bulunan ve bu nedenle önemli sağlık sorunları yaşayan kişilere tedavi amaçlı uygulanan cerrahi girişimlere “Bariatrik Cerrahi” ya da “Obezite Cerrahisi” adı verilmektedir.

Obezite tedavisinde önemli bir yere sahip olan Obezite (Bariatrik) Ameliyatlar ile hastalar normal kilolarına dönebildiği gibi, bu kişilerde obeziteyle ilişkili hastalıkların görülme sıklığı da azalmaktadır.
Kapalı cerrahi yöntemiyle (Laparoskopik) yapılan Obezite Ameliyatları sayesinde ise hastaların iyileşme süreci kısalmaktadır.
Obezite (Bariatrik) Ameliyatlar, gerekli hayat tarzı değişikleriyle desteklendiğinde, ilk yılda %80 oranında kilo kaybını sağlamaktadır.

 

 

Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur ?

 

Vücut Kitle İndeksi 40 kg/m 2 üstü yada VKİ 35 kg/m 2 üstü ve en az bir yandaş hastalığa sahip bireyler cerrahi adayı olarak kabul edilmektedir.

Tip 2 diyabet, hipertansiyon, yağlanmış karaciğer, ya da kan yağlarında belirgin düzensizlik gibi metabolik hastalılara sahip bireyler VKİ gruplarına göre iyi analiz edilerek cerrahi adayı olabilmektedir.

Kas, iskelet, eklem sorunları, fonksiyonel ve psikiyatrik sorunlar ve uyku apnesi de obeziteye eşlik edebilen ve kişilerin morbid obez tanımına girmesine neden olan önemli sorunlardır.

Vücut kitle endeksi 30-35 kg/m 2 aralığında olan ve standart antidiyabetik tedavilerle hastalığı kontrol altına alınamayan Tip 2 şeker hastaları da endokrinog kararı olması şartı ile metabolik cerrahi endikasyonları arasına girmiştir.

Vücut kitle endeksi (BMI) 40’ın üzerinde olan kişilere Endokrinolog, Diyetisyen ve Genel Cerrahi ekibimizin değerlendirmesi sonucu, Obezite Ameliyatları SGK kapsamında yapılabilmektedir.

 

 

Obezite Ameliyatı Nedir ?

 

Obezite Cerrahisi; yaşam şeklini değiştirerek; diyet, programlı spor ve ilaçlarla zayıflayamayan bireylerin, uygun cerrahi girişimle ideal kilosuna dönerek, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi kronik problemlere karşı risklerini kontrol altına alabileceği, vücuduyla barışarak yaşamdan zevk almaya başlayacağı bir yaşam şekli sunan ameliyat işlemidir.

 

Obezite Ameliyatı Her Yaşta Yapılıyor Mu ?

 

Obezite Ameliyatı Yöntemlerine Nasıl Karar Veriliyor ?

 

Obezite ve metabolik cerrahi için günümüzde en sık kullanılan yöntemler sleeve gastrektomi “ tüp mide” ve mide bypass ameliyatlarıdır.

Yüksek doz insülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında, ileri derecede reflüsü olanlarda ya da şeker-tatlı bağımlılığı olanlarda mide bypass ameliyatı tercih edilirken, tüp mide ameliyatı diğer hastalar için en çok kullanılan yöntem haline gelmiştir.

 

Obezite Ameliyatında Endoskopik Yöntemlerin Yeri Nedir ?

 

Obezitesi olan ve kilo vermesi gerekli ancak cerrahi adayı olmayan hastalarda iyi planlanmış beslenme, egzersiz ve hayat tarzı değişiklikleriyle desteklenmiş mide balonu uygulaması oldukça faydalı ve riskleri cerrahiye göre belirgin az olan bir yöntemdir. Ancak balon çıktıktan sonraki dönemde geri kilo alımının önlenmesi için özen gösterilmelidir.

Mide içinden kullanılan dikişler ile midenin endoskopik daraltılması gündeme girmeye başlamıştır. Önümüzdeki yıllar medikal ve endoskopik tedavilerin kombinasyonlarının daha sık kullanıldığı bir dönem olmaya adaydır.

 

 

 

Obezite Ameliyatı Riskli Midir ?

 

Deneyimli cerrahlar tarafından donanımlı merkezlerde yapıldığında önemli komplikasyonları %2, hayati tehlikesi ise %.01 civarında diğer büyük ameliyatlarla aynı oranda güvenliğe sahip yöntemlerdir.

 

 

Obezite Tedavisinde Yapılan Cerrahi Ameliyatlar Nelerdir ?

 

  • Mide Balonu Uygulaması
  • Tüp Mide Ameliyatları
  • By-Pass Yöntemleri

 

 

AMELİYAT SONRASI

 

Obezite ve metabolik hastalıkların tedavisi ömür boyu sürecek bir mücadeledir. Hem hastanın hem de tedaviyi düzenleyen ekibin buna hazır olması gereklidir. Anatomik değişikliklikler nedeni ile alınacak gıda miktarının kısıtlanması ve barsaklarda ki hormonal değişikliklere bağlı sağlanacak önemli faydaların; olası gelişebilecek protein, vitamin, mineral, kalsiyum ve benzeri elemanların eksikliği ile zarar görmemesi düzenli takviyelerin tıbbı kontrol altında yapılması çok önemlidir.

Etkin ve kalıcı kilo verilmesi ve şeker hastalığının uzun dönemli kontrolü için cerrahi sonrası dönemde düzenli egzersiz alışkanlığının kazanıldığı ve kas kütlesinin korunarak desteklendiği programlara gereksinim duyulmaktadır.

Ameliyat öncesi ve sonrası dönemde konusuna hakim cerrah, endokrinolog, iç hastalıkları uzmanı, beslenme uzmanı, psikiyatrist/psikolog ve egzersiz programlarını düzenleyebilecek bir ekip, bu ömür boyu sürecek mücadelede hastaların en büyük güvencesi olacaktır.

 

 

Kaç gün hastanede yatılıyor?

Ameliyat Sonrası Beslenme

Ameliyat Sonrası İyileşme Süresi

Ameliyat Sonrası Kilo Verme Süresi

Ameliyattan Sonra Vücutta Neler Değişiyor?

Ameliyat Sonrası Yapılan Egzersizler

NB Kadıköy Hastaneleri