Diyabet hasta tedavi merkezi

KRONİK YARA TEDAVİSİ & VARİS

Bölüm Bilgileri

KRONİK YARA TEDAVİSİ

 

Kronik Yara Tedavisinde Çözüm, NB Kadıköy Hastanesi’nde !

İyileşmeyen Yaralar Kader Değildir !

 

 

Diyabete bağlı uzun sürede iyileşmeyen yaralar; hem kişi hem de çevresindekiler için çok önemli bir sorundur.
Aylarca iyileşmeyebilen, uzuv kayıplarına neden olabilen bu yaralarda; aslında tek başına yüksek şeker değil, yüksek şekerin neden olduğu diğer bozuklukların da etkisi büyüktür.
Kliniğimizde hastalarımıza multidisipliner yaklaşımla; hem yaraya neden olan etkeni, hem de en çağdaş ve etkin tedavi metodlarını uygulayarak; en kısa sürede iyileştirme vizyonu ile hastalarımızı tedavi ediyoruz.

 

Multidisipliner, Çağdaş Kronik Yara Tedavi Kliniğimiz ile sizin yanınızdayız.

 

 

Kronik Yara Nedir ?

 

Kronik yaralar; 3 ayda iyileşmeyen, uzun süreli yaralardır. Bu süreyi 1 aya indirmek mümkündür. Cilt ülserleri yani kronik yaralar, cildi tüm katı boyunca tutan ve yavaş iyileşen ya da iyileşmeyen yaralardır.

Uzun süreli (kronik) yaralar; kişiyi, çevresini ve toplumu derinden etkileyen bir durumdur. Genellikle yaşlı nüfusun artışı, kronik yaraların artışı ile paralellik gösterir. Kronik (uzun süreli) yaralar etkiledikleri hastalarda ağrı, işlev ve hareket kaybı, iş görememezlik, eve hatta yatağa bağımlılık, depresyon, stres ve anksiyete, istenmeyen kötü kokular, utangaçlık durumu, sosyal yalnızlaşma, maddi yük, uzun süreli hastanede yatış süreleri ve hatta ölüme sebep olabilirler.

Kronik (uzun süreli ) yaraların, uzun süren iyileşmeleri süresince komplikasyonlar ya da diğer deyimiyle istenmeyen yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

Bunlar:

 

• Selülit (Deri Enfeksiyonu)
• Egzama
• Kanama
• Kangren
• Ampütasyonlar’dır.

 

Kronik (uzun süreli) yaralar; uzun süreli maluliyete, yani iş görememezliğe, bu durum da kısır döngü şeklinde yaranın daha da zor iyileşmesine neden olabilirler.

 

Diyabet Yaraları Da İyileşebilir !

 

Kronik (uzun süreli) Yaraların tedavi ve bakımı için, ileri ülkelerde sadece bu konuyla ilgilenen Yara Merkezleri mevcuttur. Yara Merkezleri’nde; hastaların uygun tıbbi materyal, pansuman, radyolojik inceleme, küçük müdahale ve ameliyat yöntemleriyle tedavi edilmesi amaçlanır. Esas amaç; kişileri, çevresini ve toplumu etkileyen bu çok önemli durumun en iyi şekilde tedavi edilmesidir. Hastanemiz bünyesinde Kronik Yara Tedavi Kliniğimiz de, bu amaca uygun etik ve profesyonel kadrosuyla hizmetinizdedir.

Kronik Yara Tedavisinde; hastanemizde dünyada kullanılan tüm modern yöntem ve cihazlarla tedavi uygulanmaktadır.

 

 

Kronik Yaralar Nelerdir ?

 

Kronik yaralar, nedenlerine göre başlıca 4 türde ortaya çıkarlar:
1) Bası ya da Dekübitüs Yaraları
2) Diyabetik Yaralar
3) Venöz ya da Toplardamar Yetmezliğine Bağlı Yaralar
4) Arteriyel Yetmezliğe Bağlı Yaralar
(Yine cilt kanserlerinin de uzun sürede iyileşmeyen deri ülserleri ya da yaraları şeklinde ortaya çıkabileceği de unutulmamalıdır.)

 

 

Kronik Yara Türleri

 

Bası Yarası Nedir ?

 

Bası – Dekübitüs Yaraları; Hareket kısıtlılığı olan hastalarda, vücudun belli bir bölgesinin uzun süreli basınca maruz kalmasıyla birlikte oradaki dolaşım bozulmaya başlar ve o bölgeye gelen kan miktarı azalır, hücreler ölmeye başlar, sonuçta bası yarası ortaya çıkar. Genellikle yatağa bağımlı, felçli veya büyük ameliyatlar geçirmiş hastalarda ortaya çıkar.
Yetersiz beslenme, yetersiz bakım, aşırı zayıflık ya da şişmanlık, kansızlık, diyabet gibi kronik hastalıkların varlığı, genel vücut direncinin düşüklüğü gibi faktörler bası yaralarının gelişmesini kolaylaştıran faktörlerdir. Bası (yatak) yaraları genellikle kalça ortasında, yanlarında ve ayak topuklarında görülebilmektedir.

 

Diyabetik Yara Nedir ?

 

Diyabetik Yaralar; iyi kontrol edilememiş uzun süreli şeker hastalığının yarattığı, Arteriyel Kan Dolaşımı Yetersizliği ve Sinir Tutulumuna Bağlı Duyu Azalması sonucu gelişmektedir. Genelde ayaklarda, ayak parmaklarının uçlarında ve kemik basıncı olan bölgelerde görülürler.
Uzun yıllar devam eden kontrolsüz şeker hastalığı, damar ve sinir dokularına hasar vermektedir ve ayak bölgesinde kolaylıkla yara açılmasına neden olmaktadır. Açılan yaranın tedavisinde kan şekerinin kontrol altında tutulması, enfeksiyonun yok edilmesi ve yaranın iyileştirilmesi için çok önemli bir faktördür.

 

Venöz Yara Nedir ?

 

Venöz Yaralar; Toplardamarlar içerisindeki kan basıncının artması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu genel olarak derin ven trombozu gibi bacak toplardamarlarında pıhtı oluşması sonucu kapakların bozulması, kan akımının engellenmesi ya da toplardamarlarda kapakların çeşitli nedenlerle işlevlerini kaybetmeleri sonucunda gelişmektedir. Varis ülserleri genellikle ayak bileği iç yanında görülür ve tedavisi zordur. Mutlaka uzman desteği gerektirir.

 

Arteriyel Yara Nedir ?

 

Arteriyel Yaralar; temiz kanı taşıyan atar damar tıkanıklıklarına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Genellikle ayak ve el parmak uçlarında veya diğer bölgelerde görülebilmektedir.

 

Cilt Kanseri Nedir ?

 

Cilt Kanserleri; vücudun her yerinde görülebilirler ve iyileşmeyen yaralar ya da mevcut bir bende bir değişim şeklinde ortaya çıkarlar. Cilt Kanserleri en sık görülen kanser türüdür.

 

Cilt Kanserleri Nelerdir ?

 

Birçok Deri Kanseri türü bulunmakla birlikte, en sık görülen türleri sıklık sırasıyla:

 

• Bazal Hücreli Kanser

 

Bazal Hücreli Kanserler, bulundukları bölgede tekrarlama eğilimindedirler ve uzak organlara yayılmazlar.

 

• Skuamöz Hücreli Kanser

 

Skuamöz Hücreli Kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte uzak organ ve lenf bezlerine yayılabilirler.

 

• Melanom

 

Melanomlar; ölümcül seyirli olup, erken tedavi edilmemeleri durumunda lenf bezlerine ve uzak organlara yayılırlar.
70 milyon nüfuslu bir ülkede, her yıl yaklaşık 2.500 kişi Cilt Kanserleri nedeniyle yaşamını yitirmektedir. %75’i Melanom nedeniyle, geri kalan %25’i de diğer Deri Kanseri türleri nedeniyle hayatlarını kaybetmektedir!

 

 

VARİS TEDAVİSİ

 

Varis Nedir ?

 

Varisli Damarlar; kalbe dönen kanı taşıyan venöz damarların genişlemesi durumudur. Çok sık görülen bir hastalık olup, tüm yetişkinlerin yaklaşık %20’sinde ve elli yaşın üstündeki insanların da %50’sinde ortaya çıkmaktadır. Kadınlarda ise daha sık gözlenmektedir.

 

Bacaklarda oluşan Venöz Damarların içinde, kanın yer çekimine karşı kalbe doğru akışını sağlayan ve pompa görevi gören kapakçıklar vardır. İşlevlerinin bozulması durumunda, kanın kalbe doğru pompalanması bozulur ve kan venlerin içinde birikerek onların genişlemesine ve görünür duruma gelmesine neden olur. Bu durum “Venöz Yetmezlik” olarak tanımlanır.

 

Cilt içerisindeki Küçük Toplardamarlar – “Kılcal Varisler (Telenjektazi veya Örümcek Damarlar)” , cildin altındaki daha büyük toplardamarlar ise “Varisli Damarlar” olarak bilinirler.
Toplardamar yetmezliğinin ilk belirtilerinden birisi de, varislerin ortaya çıkmasıdır. CEAP Klinik Evrelerine göre; Kılcal Varislerin belirmesi; Toplardamar Yetmezliğinin 1. Evresini, daha büyük Varisli Damarların ortaya çıkması ise 2. Evresini göstermektedir. Tedavi edilmezse, kanın bacaklarda birikmesi sonucu hastalık daha ilerleyebilir. Bunun sonucunda;

 

• Bacaklarda Şişme (Evre 3)
• Ciltte Sertleşme
• Renk Değişimi ve Dermatit gibi değişiklikler (Evre 4)
• Zor İyileşen Yaralar (Evre 5)
• İyileşmeyen Yaralar (Evre 6) ‘ın ortaya çıkmasına neden olabilirler.

 

Varislerin tedavi edilmesi bu nedenle büyük önem taşımaktadır.

Tedavinin amacı; hasta toplardamarların tedavi edilerek, kanın sağlam toplardamarlar içinden kalbe dönmesinin sağlanması ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesidir.

 

 

Varis Tedavisi Nasıl Yapılır ?

 

Varislerin Tedavisinde:

 

• Cilt Üstü Lazer
• Damar İçi Lazer (EVLT)
• Skleroterapi (Varisli Damar İçine İlaç Uygulanması)
• Filebektomi (Varislerin Küçük İnsizyonlarla Çıkarılması)
• Stripping (Varisli Damarın Tümünün Cerrahi Olarak Çıkarılması) gibi yöntemlerden
• Varis çoraplarından yararlanılır. Varis Çorapları; kanın hasta olmayan Toplardamarlar içinden dönüşünü arttırırlar ve Varislerin ilerlemesini engellerler, ancak oluşmuş Varisli Venlerin tedavisini sağlamazlar.

 

Varisli Venlerin tedavisinde, uzun süreli ayakta kalmalardan kaçınılmasına ve otururken bacakların yukarı kaldırılmasına özen gösterilmesi önerilmektedir.

 

Endovasküler Lazer Tedavisi (EVLT) Nedir ?

 

Endovasküler Lazer Tedavisi (EVLT); Büyük Varisli Damarların, içlerinden uygulanan lazer ışını yardımıyla kapatılması işlemidir. Bu yöntem, cerrahi bir girişim olan, ameliyathanede anestezi altında uygulanan ve iyileşme dönemi daha uzun süreli olan Stripping Yöntemine alternatif olarak son yıllarda geliştirilmiştir.
Stripping Yönteminde Varisli Damar, kasık bölgesinde ve ayak bileği düzeyinde yapılan kesilerle ve anestezi altında cerrahi olarak tümüyle çıkarılırken; EVLT yönteminde damar, içine alt uyluk bölgesinden uygulanan ince bir kateter yardımıyla Lazer Işını kullanılarak kapatılmaktadır. EVLT, hekim ofisinde ve genel anestezi gerekmeden uygulanır. EVLT’nin başarı oranı %97 civarındadır.

 

Endovasküler Lazer Tedavisi (EVLT) Nasıl Yapılır ?

 

• Varisli damarın içine, alt uyluk bölgesinde ince bir lazer kateteri yerleştirilir.
• Daha sonra damarın içine Lazer Işını uygulanarak, damarın kapanması sağlanır.
• İşlem sırasında kateterin yerleştirilmesi, Ultrason Görüntüsü altında gerçekleştirilir.
• EVLT genellikle 30-45 dakikada ve lokal anestezi yardımıyla uygulanır.

 

Endovasküler Lazer Tedavisi (EVLT) Sonrası İyileşme

 

EVLT’nin en önemli özelliklerinden birisi; iyileşme döneminin rahat ve kısa süreli olmasıdır. EVLT’den sonra hasta yürüyerek evine döner ve normal aktivitelerine devam eder. Tedavi edilen bacağa uygulanan bandaj yaklaşık 2-3 gün sonra çıkarılır. Daha sonra 7 gün süreyle Varis Çorabı giyilir. Ağrı olursa, aspirin içermeyen ağrı kesiciler ile kontrol edilebilir. İki hafta içinde spor aktivitelerine ve sıcak banyolara başlanabilir.

 

Riskleri Nelerdir ?

 

Her girişim gibi EVLT’nin de bazı riskleri mevcuttur. Bunlar arasında genellikle iki hafta içinde iyileşen morarma, ağrı, kaşınma ve ciltte duyu azalması sayılabilir.

 

Skleroterapi Nedir ?

 

Küçük Varisli Damarların ve Kılcal Varislerin Tedavisi’nde yararlanılan tedavi işlemidir.
Burada genişleyen Toplardamarlar, içlerine enjekte edilen değişik ilaçlar yardımıyla kapatılmaktadır.

 

Lazer Tedavisi Nedir ?

 

Ciltteki Kılcal Varislerin, cilt üstünden uygulanan Lazer Işını ile tedavisidir. Lazer Işını, EVLT’de cildin altındaki genişlemiş damarın içinden uygulanırken, burada cilt düzeyindeki daha küçük varislere cildin üstünden uygulanmaktadır. Skleroterapi ile birlikte ya da sonrasında uygulanabilir.

 

Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır ?

 

• Yüz ve vücudun diğer bölgelerindeki görünür Kılcal Damarlarda
• Hemanjiyom gibi Doğumsal Damar Lezyonlarında
• Psoriazis-Sedef Hastalığında
• Rosa Hastalığında
• Aktif Aknelerde
• Ciltte Yaşlanmaya Bağlı Leke ve Kırışıklıkların Tedavisinde
• İstenmeyen tüylerin epilasyonunda da yararlanılabilir.

 

Filebektomi Nedir ?

 

Büyük Varisli Damarların üzerlerinden yapılan küçük kesilerle bölge bölge çıkarılması işlemidir.

 

Stripping Nedir ?

 

Büyük Varisli Damarların cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Burada genellikle kasık ve bilek bölgelerinden yapılan kesiler yardımıyla, varisli damarın içine Stripper Aleti yerleştirilir ve damar tüm uzunluğunca çıkarılır. Anestezi altında ve ameliyathanede uygulanır.

 

Kılcal Varislerin Tedavisi

 

Kılcal Varisler, genellikle yüz ve bacak cildi içindeki ince damarların genişleyerek mor-mavi-kırmızı renklerde görünür duruma gelmesidir. Tedavilerinde Skleroterapi ve Lazer Uygulamaları’ndan yararlanılır.

Skleroterapide, ince bir iğne yardımıyla kılcal damarın içine ilaç enjekte edilerek damarın kapanması sağlanır. Lazer tedavisinde ise, kılcal damarın üstüne cilt dışından Lazer Işını uygulanır. Bu yöntemler tek başına ya da birlikte kullanılabilirler. Merkezimizde Skleroterapi ile kılcal damarları besleyen damarın tedavisini izleyerek, daha küçük boyutlu kılcal damarlara Lazer Uygulaması tercih edilmektedir. Bunun nedeni; Skleroterapi’de iğnenin çok küçük damarların içine girmesindeki güçlük ve cilt üstünden uygulanan Lazerlerin ise küçük boyutlu damarlara daha etkili olmasıdır.

Skleroterapi ve Ciltte Lazer Tedavileri; doktor ofisinde yapılan, 15-30 dakika süren girişimlerdir, anestezi gerektirmezler. İşe Dönüş; Lazer sonrasında hemen, Skleroterapi sonrasında 3 gün içinde olanaklıdır. Ağır Egzersizlere Başlama; Lazer sonrasında 2-3 günde, Skleroterapi sonrasında genellikle 2-4 hafta içinde gerçekleşir.

 

Riskleri Nelerdir ?

 

• İnfeksiyon
• Kanama
• Damar İçinde Pıhtı Oluşumu (Filebit)
• Kılcal Damarların Yeniden Belirmesi
• Cilt Hasarı
• Renk Değişiklikleri
• Kalıcı olabilen izler

 

TIBBİ KADRO

RANDEVU VE DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE ULAŞIN…

info@kadikoyhastanesi.com 0216 339 57 57

NB Kadıköy Hastaneleri