Diyabet hasta tedavi merkezi

BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ

Bölüm Bilgileri

Tıp ve teknolojideki gelişmeleri yakından takip eden Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümümüz, teşhis ve tedavide son derece son başarılı sonuçlar elde etmektedir.

Eskiden çok fazla yapılamayan omurilik ve beyin dokularına yönelik girişimler, tecrübe ve ileri derecede teknoloji ile güvenle gerçekleştirilmektedir.

 

 

BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ

 

Beyin ve Sinir Cerrahisi Nedir ?

 

Beyin ve Sinir cerrahisi; (Nöroşirürji) beyin, sinir, omurilik ve omurganın cerrahi müdahale gerektiren hastalıklarıyla ilgilenen bilim dalına verilen isimdir.

Toplumda yaygın olarak görülen beyin hastalıklarında başarı için tam donanımlı bir merkez, ekip yaklaşımı ve multidisipliner tedavi anlayışı kritik bir öneme sahiptir. Beyin, omurilik ve sinir cerrahisi her geçen gün tıp teknolojisindeki yenilikler ile hızla gelişmekte ve buna bağlı olarak teşhis ve tedavide de daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

 

Beyin ve Sinir Cerrahisi Hangi Alanlarda Hizmet Verir ?

 

• Beynin, hipofiz ya da omurilik dokusunun içinden kaynaklanan veya ona dışarıdan basarak sorun oluşturan tümörlerin, epilepsi yapan rahatsızlıkların, hastalıkların,
• Beyin dokusunu ya da omuriliği besleyen damarların anevrizmasının (balonlaşma),
• Arteriovenöz malformasyon, kavernom gibi rahatsızlıklarının, karotis stenozu dediğimiz boyun damarlarındaki darlıkların,
• Doğumla birlikte olan meningosel, meningomyelosel gibi sinir sisteminin oluşumu sırasında gelişen rahatsızlıkların,
• Hidrosefali adı verilen ve kabaca beyin boşluklarındaki sıvının miktarının artışının,
• Bel fıtığı başta olmak üzere her türlü omurga hastalıklarının,
• Kafa, omurilik ve omurga yaralanmalarının, kafa ve omurilikten çıkan sinir zedelenmelerinin, kol ve bacak sinirlerinin tümör ve sıkışmalarının,
• Beyin damarlarının tıkanıklıklarının,
• Beyin kanamalarının cerrahi tedavisi ile ilgilenir.

 

Hastanemizde yapılan ameliyatlar :

 

• Bel ve Boyun Fıtığı
• Sinir Sıkışmaları
• Omurga Kırıkları
• Omurga Kayması
• Omurilik Tümörleri
• Beyin Tümörleri
• Beyin Kanamaları
• Skolyoz

 

Bel ve Boyun Fıtıkları: Omurlar arasında yer alan pulposunun arka yana doğru fıtıklaşması sonucu boyun fıtığında; sırt, omuz, kol, boyun ağrısı ve uyuşma, bel fıtığında ise bel ağrısı, bacak ağrısı, bacakta uyuşma ve incelme şikayetleri olur. Şikayetler sonrasında tanı konur ve cerrahi işlem gerçekleştirilir. Dünyada bel ve boyun fıtığının cerrahi tedavisinde en geçerli yöntem mikro cerrahidir.

 

El Bileği ve Dirsekteki Sinir Sıkışmaları: Teşhis ve tanı gerçekleştirildikten sonra Karpal tünel ve Kübital tünel sendromu tekniği kullanılabilir.

 

Omurga Hastalıkları (Bel Kaymaları): Bel, sırt ve boyun fıtığı, romatizmal hastalıklara bağlı omurga deformiteleri, kifoz (kamburluk), skolyoz (omurganın yana eğriliği), omurga deformiteleri, belde kireçlenme ve spinal stenoz denen kanal darlığı, bel kayması, omurilik içi ve dışı yüzey tümörleri, travmalar omurilik ve omurga hastalıkları arasında en yaygın olanlarıdır.

 

Beyin Damar Hastalıkları: Serebrovasküler hastalıklar beyni besleyen damarların tıkanması veya kanaması ile ortaya çıkan, hasar gören beyin bölgesi ile ilgili belirtiler veren bir hastalık grubudur.

 

Beyin Damar Tıkanıklığı: Beyne giden kan akımının, beyin damarları tıkanıklığına bağlı olarak ani bir şekilde durmasıyla oluşur. İnme ya da felç olarak da nitelendirilir ve acil tedavi gerekmektedir. Tıkanan damarın endovasküler yöntemlerle açılması, mikrocerrahi ile yeniden beyin kanlanmasının sağlanması ya da sıkışan beyin dokusunun rahatlatılması sağlanabilmektedir.

 

Beyin Damarı Anevrizmaları: Beyin damarlarında baloncuk şeklinde ortaya çıkan, kanama ile ani kötüleşme ve hayati kayıplara sebep olabilen beyin damar hastalığıdır.

 

Arterio-Venöz Malformasyon: Atar ve toplardamarların beyinde bir yumak şeklinde izlendiği, kanamaya eğilimli bir damar hastalığıdır.

 

Karotis Stenozu: Şah damarının boyun veya beyin içerisindeki kısımlarının daralması ve tıkanmasıdır. Pıhtı oluşumu ile inme (felç) ortaya çıkar ve tedavinin saatler içerisinde yapılması gerekir.

 

Beyin Tümörü: Beyindeki normal hücrelerin anormal bir şekilde büyümesiyle kötü huylu ve iyi huylu olarak kitleleşen organizmalar “beyin tümörleri” olarak adlandırılırlar.

 

 

Beyin baskı altında normal yapısını kaybederek fonksiyonlarını gerçekleştiremez ve aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar;

 

  • Şiddetli kusmalar
  • Baş ağrısı
  • Vücudun bazı bölgelerinde gerçekleşen kısmi felç durumlar
  • Epilepsiye benzer bayılmalar
  • Kişilik bozuklukları
  • Bazı fiziksel yeteneklerin kaybı

 

 

KAFA TRAVMALARI

 

Kafa Travması Nedir ?

 

Düşerek veya bir cisme çarpma sonucu kafada meydana gelen harabiyete kafa travması denir.  Kafa derisinde fazla oranda kan damarları yer aldığından, küçük bir kesikten büyük miktarlarda kanama gerçekleşebilir.

 

 

KAFA TRAVMASI BELİRTİLERİ NELERDİR ?

 

  • Gürültü ve ışığa karşı duyarlılık
  • Baş ağrısı
  • Ezik ya da yumrulu alanda çürük dişler
  • Sinirlilik
  • Kafa derisinde küçük yüzeysel çizikler
  • Baş dönmesi
  • Bellek ve konsantrasyon ile ilgili problemler
  • Yorgunluk uyuşukluk
  • Uyku düzeninde değişim
  • Bulanık görme
  • Mide bulantısı
  • Kulak çınlaması
  • Tat almada değişiklik

 

KAFA TRAVMALARINDA TANI VE TEDAVİ

 

Kapsamlı olarak yapılan teşhis ve tanı testlerinin ardından hastalık tam olarak ortaya konabilir. Kafa travmasındaki izlenecek tedavi yolu sizin durumunuza bağlı olarak doktorunuz tarafından belirlenecektir. Bunun yanı sıra yaşınız, genel sağlık ve tıbbi geçmişiniz, kullandığınız ilaçlar da tedavi yolunun izlenmesinde etkili olacaktır.

 

BOYUN FITIĞI

 

Boyun Fıtığı Nedir ?

 

Boyun Fıtığı Nasıl Oluşur ?

 

Kafa tabanından itibaren 7 adet omur cisminden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

 

 

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir ?

 

Hastalar tek taraflı koluna doğru yayılan bir ağrıdan şikayet ederler. Ağrı parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Ağrı özellikle gece uykuda aşırı derecede artar. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur. Kişi idrarını ve dışkısını tutamaz hale gelir.

 

 

Boyun Fıtığı Teşhisi Nasıl Konulur ?

 

Kesin teşhis için MR çektirilir. MR’ın olmadığı yerlerde tomografide iş görebilir. Ancak MR varsa tercih edilmelidir.

 

 

Boyun Fıtığı Tedavisi Nasıl Yapılır ?

 

A- Sadece ağrı varsa: ilaç tedavisi + istirahat + yüzme
B- Ağrı ve uyuşma varsa: Fizik tedavi
C- Güç kaybı varsa: Ameliyat

 

 

Boyun Fıtığı Ameliyatı

 

Boyun Fıtığı Ameliyatı Nasıl Yapılır ?

 

Boyun ameliyatları gelişen teknoloji ile oldukça kolaylaşmıştır. Artık boynun ön tarafından ufak bir kesi ile girilerek fıtığa ulaşılmakta, ameliyat otuz-kırk dakika sürmektedir. Hasta ameliyattan iki saat sonra ayağa kaldırılır, aynı gün içinde de taburcu edilir. Mikrocerrahi ile yapılan bu ameliyatlarda sakat kalma felç olma riski hemen hemen yok gibidir. Hasta bir hafta on gün içinde işe dönebilir.

 

 

Kesinlikle Beklenmemesi Gereken Durumlar

– Yürüme bozukluğu

– Elden cisimleri düşürme

– Dengesizlik

– Gece uyandırıcı ağrı

– Kol kaslarında erime

 

BEL FITIĞI

 

Bel Fıtığı Nedir ?

 

Bacak ağrısı ile birlikte olan bel ağrılarının en sık rastlanılan nedeni bel fıtığıdır.

 

 

Bel Fıtığı Kimlerde Daha Sık Gözükür?
Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?
Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?
Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır?
a. Başlangıç safhası
b. Bel fıtığı ilerlerse
c. Ameliyat gerektiren durumlar
Mikrocerrahi Nedir?
Diğer Cerrahi Metodları Nelerdir?
Bel Fıtığından Korunmak

 

 

BEL FITIĞININ CERRAHİ TEDAVİSİ

 

Bel Fıtığı Kimlerde Daha Sık Görülür ?

 

Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığının toplum içinde rastlanma sıklığı onda bir gibi yüksek bir düzeydedir. Bel fıtığı en sık 35-50 yaş arasında ve her iki cinste de eşit olarak görülür. Omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riskleri daha fazladır. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre oturmak zorunda kalan masa başı çalışanları, şoförler, sürekli ayakta duran öğretmen, eczacı, garson gibi meslek sahipleri, açık havada çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler bel fıtığına yakalanma olasılığı en fazla olan kesimdir.

 

Bel Fıtığı Nasıl Oluşur ?

 

Bel fıtığı omurgalar arasında bulunan disk denilen elastiki kıkırdak dokunun omurgaların basısı nedeniyle öne doğru kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşur. Bazen ani bir zorlama, ağır bir şey kaldırma, ters bir hareket veya belin üşütülmesi bile bel fıtığına neden olabilir. Ama bel fıtığının en önemli nedeni uzun süren stres ve gerginlikler sonrası kaslardaki aşırı gerilmedir.

 

 

Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir ?

 

Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, dengesizlik ve yürüyememe gibi belirtiler de eklenebilir.
Günümüzdeki modern tanı yöntemleri, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir.

 

Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır ?

 

a) Başlangıç Safhası

 

Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

 

 

Hastaya yapılacak öneriler şunlardır :

 

1) Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.
2) Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.
3 ) Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir. Uzun süre araba kullananlara ise yirmi dakikada bir arabalarını park edip arabalarının etrafında birkaç kez dönmeleri tavsiye edilir.
4) Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir iskemle veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.
5) Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.
6) Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir. Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahati yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

 

 

b) Bel Fıtığı İlerlerse

 

Eğer yukarıdaki önerilere, istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta 15/20 seans fizik tedaviye devam etmelidir. Bel çektirme, akupunktur, bele balık bağlama, el masajı, zift yakma gibi yöntemler ancak istirahatle bile iyi olabilecek bel fıtıklarına fayda edebilir. Bu tip alternatif tedavi metotlarının amaçları fizik tedavide olduğu gibi kasları gevşetme esasına dayalıdır. Ama amacı dışında uygulanırsa bu metotlar faydadan çok zarar getirir. Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske bilgisayarlı tomografi altında bir iğne ile girilerek radyo-frekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak ve hastanede yatma gerekmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur.

 

 

c) Ameliyat Gerektiren Durumlar

 

Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikro cerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

 

 

Mikro Cerrahi Nedir ?

 

Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından mikrodiskektomi metodu bulunmuştur. Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bel fıtığında uygulanan mikro cerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir. Bu metot sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Halen bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler. Bazı hastalar ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir. Hastalar ameliyat sırasında rahatlıkla sohbet eder, şarkı söyleyebilir, ameliyat sırasında yakınlarını arayabilir hale gelmişlerdir.

 

 

Diğer Cerrahi Metodları Nelerdir ?

 

Daha önceleri uygulanan lazerle bel fıtığı ameliyatları, perkütanöz endoskopik diskektomi denilen ayaktan tedavi metotları ve kemonükleozis denilen ilaçla diskin eritilmesi metotları ancak istirahatle ve fizik tedaviyle iyi olabilecek hastalara fayda ettiğinden yavaş yavaş terkedilmektedir. Bir çok hastalıkta da olduğu gibi bel fıtığından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

 

 

BEL KAYMASI

 

Bel Kayması Nedir ?

 

Bel kayması, yani bizi taşıyan omurga kemik sisteminin birbiri üzerinde kayıp omuriliği sıkıştırması, oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Yürürken sık sık durma isteği bacaklarda uyuşma, yanma hissi ortaya çıkan bu rahatsızlık tedavi edilmezse idrar tutamama, cinsellik kaybı, yürüyememe, belden aşağısını hissetmeme gibi sonuçlara da yol açabilir. Bel kaymasının tek tedavisi beli titanyum vidalarla sabit hale getirip kaymasını önlemektir. Halk arasında “platin” ya da “vida” ameliyatı olarak adlandırılan bu tedavi yöntemi oldukça riskli olarak bilinmektedir. Vidaların ameliyat sırasında yanlış bir yere iletilmesi, tam doğru yerlere konulamaması birçok hastanın sakat kalmasıyla veya istenilen düzeyde iyileşmemesiyle sonuçlanmaktadır. Bu nedenle, bu ameliyatı olması gerekenler bu tedaviden kaçmakta ömür boyu kalitesiz bir yaşam sürmektedirler.

 

Yeni teknolojilerle tüm bu endişeler ortadan kalkmakta, bilgisayar desteği ile vidalar tam yerine konabilmektedir. Bu sistem sayesinde bel kayması ameliyatları sorunsuz olarak uygulanabilmektedir. Önemli olan doğru zamanda doğru teşhisi koymaktır.

 

 

Bel Kayması Nedenleri Nelerdir ?

 

Doğuştan, ağır doğumlar, düşmeler, kazalar, kemik yapının fazla alındığı bel fıtığı ameliyatları, ileri kemik erimesi.

 

 

Bel Kayması Belirtileri Nelerdir ?

 

Belirtileri; Yürümekte güçlük, yürürken sık sık durma isteği, bacaklarda uyuşukluk, sık giren kramplar, gece uyandırıcı bacak yanmaları.
Kayma hareketliyse ameliyat, hareketsizse fizik tedavi gerekir.

 

 

Bel Kayması Ameliyatı

 

Bel Kayması Ameliyatı Nasıl Yapılır ?

 

Yaklaşık bir saat sürmekte, hasta ameliyattan on iki saat sonra ayağa kalkabilmektedir. Hastanede bir gün yatması yeterlidir. Bel omurgasına kaymayı önlemek amacıyla titanyum vidalar konmaktadır. Bu vidalar ömür boyu hastada kalmaktadır. Ameliyatta cilt dikişi konmamaktadır. Sakat kalma felç olma riski gelişen yeni teknolojilerle sıfıra yakındır.

 

 

Ameliyat Sonrası

 

Bir veya iki gün sonra evine çıkan hasta evinde dolaşabilmekte, oturabilmektedir. On gün sonra kontrolü yapılan hastaya her türlü hareket serbest bırakılır. Hasta üç hafta süreyle yatınca çıkarmak kaydıyla korse kullanır. Yirmi gün sonra işine dönebilir. Bele takılan vidalar hastanın öne doğru eğilme hareketlerinde bir sorun yaratmaz.

 

 

ELLERDE UYUŞMA NEDENLERİ NELERDİR ?

 

1-Boyun Düzleşmesi: (%70)

 

Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur. Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin veya tamamlayıcı tıp tedavisinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir. Boyun gerginliği tedavi edilmezse baş ağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.

 

 

2-Karpal Tünel Sendromu: (%10)

 

Koldan gelen bir sinir ve kas bağları el ayasının tabanında, bilek bölgesinde dar bir kanal ya da tünelden geçerek ele ulaşır. Bu dar kanala Karpal Tünel adı verilir, karpal tünelin içinden geçen sinir ise Median Sinir olarak adlandırılır. Karpal tünel sadece median sinir ve kas bağlarının sığabileceği kadar bir genişliğe sahiptir. Kanal içinde yer kaplayan herhangi bir oluşum ya da şişlik içindeki dokuların sıkışmasına neden olur. Median sinirdeki bu sıkışma sinirin uyardığı bölgelerde uyuşma ve keçeleşme şikayetleri ile kendini belli eder. Median sinirin karpal tünelde sıkışması ile ortaya çıkan bu tablo Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır. Karpal tünel sendromu varlığında değişik tedavi alternatifleri mevcuttur. Bandaj bunlar arasında en sık kullanılan yöntemdir. Parmaklar, el ve bileğin doğal pozisyonlarında hareketinin engellenerek dinlendirilmesi karpal tüneldeki basıncı azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Bandaj ile ağrının azalmadığı durumlarda bilek içine küçük dozda kortizon ya da lokal anestezik enjeksiyonu yapılabilir. Ağrıyı ve enflamasyonu gidermek amacıyla çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Hamile kadınlarda bu ilaçlar mutlaka hamileliği takip eden doktorun önerisi ile kullanılmalıdır. Israrcı olgularda küçük bir cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. El ayasında bileğe yakın bir alandan yapılan küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusu rahatlatılır. İşlem sonrası hasta 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.

 

 

3-Ulnar Oluk Sendromu: (%5)

 

El önkol kemikleri olan radius-ulna ile bilek eklemini ve birbirleriyle eklem yapan 2 sıra halinde 8 kemikten oluşan küçük karpal kemikler, 5 tarak kemiği, 14 parmak kemiğinden oluşur. Median, radial sinir ve ulnar sinir eldeki ana sinirlerdir. El hareketlerinin büyük kısmı önkolda bulunan ve tendonları ele uzanan adaleler aracılığı ile olur. Eğer 4. ve 5. parmaklarımızda uyuşukluk hissediyorsak ve dirseğimizden başlayan bir ağrı varsa ulnar sinir basısından şüphelenmek gerekir. Teşhis EMG ile konur. Eğer ileri safhadaysa cerrahi müdahale gerekir.

 

 

4-Boyun Tutulması, Kas Spazmı: (%5)

 

Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasial ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içerisinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmecikler mevcuttur.

 

5-Boyun Fıtığı: (%5)

 

Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir.

 

6-Hipotiroidi: (%1)

 

Tiroit hormonlarının kanda çok az bulunması durumuna hipotiroidi veya hipotiroidism denir. Kadınlarda erkeklere nazaran çok daha sık görülür. Hipotiroidide şikayet ve belirtiler: Yorgunluk hissi, uyuşukluk, uyku hali, konsantrasyon bozukluğu, sersemlik hissi, depresyon , ciltte kuruluk, saç dökülmesi, nkuru ve kırık saç, kabızlık, kilo alma, kilo vermede zorluk, göz kapaklarında şişme, balmumu renginde yüz, terlemede azalma, boğuk ses, üşüme, iştah azalması, eklem ağrısı, ellerde uyuşma hissi, hareketlerde azalma, konuşmada yavaşlama, nabız sayısında düşme, bacaklarda şişme, reflekslerde azalma, tırnaklarda kolay kırılma, kas krampları, guatr, tansiyon yüksekliği, kolesterol seviyesinde yükselme, aybaşı halinin bozulması, düşük yapma, çocuk yapamama, sekste azalma, çocuklarda boy kısalığı. Hipotiroidide en sık görülen bulgular yorgunluk, halsizlik aşırı uykuya meyil, saç dökülmesi ve üşüme hissidir. Bazen hasta hafıza kaybının farkına varmayabilir, arkadaşları tarafından bu yüzden uyarılabilir. Orta derecede kilo alma olur ve zayıflamakta güçlük çekilebilir. Aşırı şişmanlığa hiçbir zaman neden olmaz.

 

 

7-Diyabet: (%1)

 

Sürekli yüksek değerlerde seyreden şeker hastalığı da ellerde uyuşmaya sebep olabilir.

 

 

8-Diğer: (%3)

 

Romatizmal hastalıklar, kas hastalıkları, multipl skleroz, beyin tümörleri, beyin damar tıkanmaları, kol damarlarındaki tıkanıklıklar vs.

 

Ellerde uyuşma varsa ilk yapılması gereken öncelikle bir beyin cerrahına başvurmaktır.

 

 

BACAK UYUŞMA NEDENLERİ NELERDİR ?

 

1-Bel Fıtığı: (%66)

 

Bel omurları arasında bulunan ve disk adı verilen yapının fıtıklaşarak kalça ve bacağa giden sinir köklerine bası yapmasıdır. Tedavisinde istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ancak Mikro cerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

 

 

2-Omurilik Kanal Daralması: (%10)

 

Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır. Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür. Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder. Otururken vücudunu öne doğru eğer, anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır, uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder, bacaklarını nereye koyacağını bilemez. Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir. En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar. Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde hastaya fizik tedavi, yüzme ve eksersizler önerilir. er bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir.

 

 

3-Beyin Kanamaları, Damar Tıkanmaları: (%2)

 

Halk arasında felç de denilen bu rahatsızlığın belirtileri:
Vücudun bir tarafında halsizlik; bu his eldeki bir eşyayı tutamayıp düşürmekten, kolu bacağı kaldıramamaktan, tam paralize olmaya kadar türlü türlü biçimlerde olabilir. Diğer belirtiler gibi bu da bazen geçici olur ve birkaç dakika, bir kaç saat, hatta bir kaç gün kadar sürer ve sonra kaybolur. Bu nedenle kişiler olayın üzerinde fazla durmaz ve ihmal ederler. Vücuttaki bu halsizliğin belki yatakta biçimsiz bir pozisyonda uyumuş olmaktan kaynaklandığını sanırlar, Vücudun bir kısmında uyuşma veya hissizlik; ayağın uyuşması gibi, eşyayı çift görme, ayak üstünde dururken sendelemek, bazen bununla birlikte bulantı hissi de olabilir, gözün tamamen veya kısmen görme yeteneğini yitirmesi, konuşmakta veya konuşulanları anlamakta güçlük çekmek, şiddetli ve nedeni bilinmeyen baş ağrısı. Bu ağrı gerginlikten veya migrenden kaynaklanan baş ağrısına benzemez. Ağrı aniden ve gök gürlemesi gibi gelir, oldukça şiddetli ve diğer bütün baş ağrılarından daha kötüdür. Gerek kendinizde gerekse ailenizin bireylerinde bu tür belirtileri gördüğünüz zaman göz ardı etmeyiniz. Belirtiler felcin her an gelebileceğinin habercisi olabilir. En iyisi hemen ya doktora veya bir hastanenin acil servisine gitmektir. Yerinde müdahale ile felç önlenebilir veya etkileri hafifletilebilir.

 

 

4-Beyin Veya Omurilik Tümörleri: (%1)

 

Yukarıda sayılan tüm belirtiler tümörlerde de görülür.

 

 

5-Beyin Veya Omuriliği Tutan Enfeksiyonlar: (%1)

 

Felç belirtilerine yüksek ateş, lökosit sayısında ve sedimantasyon hızında artış da eklenir.

 

 

6-Şeker Hastalığı: (%5)

 

Şeker hastalığı, kan şekerinin çok yüksek olmasıyla kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biridir. Vücut glikozu enerjiye dönüştüremediği zaman ortaya çıkar. Glikozun enerjiye dönüştürülmesi pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla olur. Eğer pankreastan insülin salınımı azalır veya kaybolursa, glikoz kanda kontrolsüz bir şekilde yükselir ve şeker hastalığına yol açar.

 

 

7-Huzursuz Bacak Sendromu: (%2)

 

Huzursuz bacak sendromu olan kişiler genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında fark ettikleri ancak tam olarak da tarif edemedikleri rahatsız edici hislerden yakınırlar. Bu hisler kişiler tarafından “baldırlarım ağrıyor”, “bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”, “yanıyor”, “uyuşuyor”, “bacaklarımla böcekler yürüyor”, “küçük bıçaklar saplanıyor” gibi çok farklı şekillerde tarif edilir. Bu hislerin ortak özelliği istirahat halinde ortaya çıkıp, hareket ile kaybolmalarıdır. Bu nedenle bu hisler sadece yatarken değil gün içinde özellikle uzun süre hareketsiz kalındığında da (televizyon, sinema seyrederken, seyahat sırasında) ortaya çıkar ve kişi bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı duyar. Huzursuz bacak sendromu kalıtsal geçişi olan bir durumdur. %95 oranında sebebi belirsiz olarak ortaya çıkar, %5 oranında da demir eksikliği, şeker hastalığı, üremi, vitamin B12 eksikliği, kalsiyum veya magnesium eksikliği, bel fıtığı, bacak varisleri nedeni ile de ortaya çıkabilmektedir.

 

 

8-Kanser Metastazları: (%1)

 

Akciğer kanseri, uzak organlara yayıldığında şu belirtilere sebep olabilir: Kemik ağrısı, Nörolojik belirtiler (bir bacak veya kolun uyuşması, baş dönmesi, göz kararması), Sarılık (deri ve gözlerin sararması). Bacak Kırılmaları: (%1) Eğer kırılan kemiklerin arasında sinirler sıkışırsa uyuşma hissedilir.

 

 

9-Vitamin Eksiklikleri: (%3)

 

Özellikle akşam saatlerinde hissedilen bacaklardaki uyuşmaların demir ve folik asit yetersizliğinden kaynaklandığı biliniyor.

 

 

10-Hematolojik Hastalıklar: (%1)

 

Özellikle myelodisplastik sendromda görülür. Myelodisplastik sendromda kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinin olgunlaşamaması yanında kemik iliğindeki kan hücrelerinde normal hücrelerden farklı olan gelişim bulunur. MDS’li hastalarda kan yapımında azalmanın sonucu olarak kan hücrelerinde azalma (anemi) ve kan hücrelerinin kalite bozukluğu vardır.

 

 

11-Donma: (%1)

 

Donma olayında en önemli belirti el ve ayak parmak uçlarının uyuşması ve karıncalanmasıdır. Derhal ayakkabı bağlarını gevşetip sert darbelerle ayaklarınızı yere vurun ve ellerinizi birbirine vurarak uyuşmanın geçmesini sağlayın. Böyle bir durumda aşırı ısı kaynağına uyuşan bölgenizi yaklaştırmayın. Uyuşmadan sonraki en tehlikeli belirti, artık iyice hissizleşen çimdikleme veya sert uçlu darbelere tepki vermeyen organlardır. Böyle bir durumda donan kısım battaniye ile sarılmalı, eller mümkünse koltuk atlarına sokulmalıdır. Büyük donmalarda 37 dereceye ısıtılmış su ile donan bölge ovulmalıdır. Ancak bu şekilde çözünen doku tekrar donma tehlikesi ile karşılaşırsa donan bölgede büyük hücre kayıpları olur ve organ kangren olabilir. O nedenle bu işlem açık arazide yapılmamalıdır.

 

 

12-Multipl Skleroz: (%1)

 

Nörolojinin en önemli hastalıklarından biri olan ve son yıllarda görülme sıklığı artan MS hastalığı, doktorların tabiriyle sinsi bir hastalık. Daha çok 15-40 yaşlarındaki yetişkinlerde görülen, baş dönmeleri, uyuşmalar ve bacaklarda halsizlik gibi birtakım belirtiler gösteren MS hastalığının ne yazık ki kesin bir tedavisi de yok.

 

 

13-Diğer: (%1)

 

Tuzak nöropatiler, romatizmal hastalıklar, varis gibi hastalıklar da bacaklarda uyuşmaya yol açar.

 

 

Bel Ağrıları

 

Bel ağrılarının birçok nedeni vardır. Sadece belde ağrı varsa kaslarla ilgili problemlerden yani romatizmal hastalıklardan, duruş ve oturuş bozukluğundan, soğuk algınlığından veya aşırı yorgunluktan şüphelenilmelidir. Ayrıca kadın hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları ve barsaklardaki sorunlar da bel ağrısı yapabilir.
Eğer ağrı bacağa da vuruyorsa, omurilikten çıkan sinirlere bası var demektir. Bu basının en önemli nedeni bel fıtığıdır. Ayrıca omurgadaki tümörler, kemik kaymaları ve doğuştan kemik bozuklukları da bu basıya neden olabilir.

 

 

Eğer tüm belden aşağımızda bir tutulma hissediyorsak, bacaklarımızı kıpırdattıkça ağrı oluşuyorsa ve ani bir şekilde başladıysa, tıp dilinde Faset Kitlenmesi yani omurganın arkasındaki eklemlerin birbiri üzerinde kayması oluşmuş demektir. Bunun çaresi, manipulasyon denilen elle yapılan tıbbi manevralardır. Bu manevralar mutlaka uzman doktora yaptırılmalıdır. Bel Ağrıları için Egzersizler Belimize Nasıl Özen Gösterebiliriz.

 

 

KANAL DARLIĞI NEDİR ?

 

Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır. Genellikle 55 yaş üstünde görülür. Bayanlarda erkeklere göre daha fazladır. Eğer doğuştan omuriliğin geçtiği kanal dar ise daha erken yaşlarda da görülür. Omuriliğin ve her seviyede ondan çıkan sağ ve sol bacaklara giden sinirlerin üstünü örten ve onları dış etkilerden koruyan ligamentum flavum denilen bir bağ dokusu vardır. Bu doku yaşlanmayla veya kemik erimesine bağlı kireçlenmelerin artması ile kemikleşir ve omuriliği sıkıştırır ve bası oluşturur.

 

Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür. Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder. Otururken vücudunu öne doğru eğer, anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır, uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder, bacaklarını nereye koyacağını bilemez. Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir. En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar. Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde hastaya fizik tedavi, yüzme ve eksersizler önerilir.

 

Eğer bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir. Daha önceleri kanal darlığı ameliyatlarında omurga kanalı iki taraflı açılır veya omurganın arka kemiği olduğu gibi alınırdı. Bu hastalarda zamanla omurga statiğinde bozulma olduğu gözlendi ve vidalar ve platinle omurga tespit edilmeye başlandı, hala da Türkiye’nin büyük bölümünde kanal darlığı ameliyatları bu şekilde yapılmaktadır. Fakat bu tip ameliyatlar büyük ameliyatlar olduğu için hastanın toparlanması ve normal yaşama dönmesi oldukça geç olmaktadır.

 

ABD’de yaklaşır iki yıldır, ülkemizde benim ve birkaç seçkin beyin cerrahı tarafından uygulana yeni bir metot ile hastanın toparlaması, normal yaşama dönmesi çok daha kolay olmaktadır. Bu yöntemde hastanın omurgasının ağrının daha fazla olan bölümünden ufak bir kesi ile girilerek omuriliğin etrafındaki çıkıntı yapan kemikler ve kemikleşmiş bağ dokuları TUR adı verilen ve çok hızlı dönerek kemik dokuları yiyen bir aletle temizlenmektedir. Hastaya uygun pozisyonlar verilerek sadece girilen bölgedeki değil karşı bölgedeki basılar da temizlenebilmektedir. Bu ameliyat ancak çok hızlı devirli TUR aletleri ve modern mikroskoplar altında yapılabilir. Hasta bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi bu ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kalkabilir, aynı gün hastanede gecelemeden evine gidebilir ve birkaç gün içinde de normal yaşamına dönebilir. Bizim yaptığımız dar kanal ameliyatlarında hastanın sakat kalma, felç olma riski yoktur. Yeter ki hasta felç olmadan gelsin.

Bu ameliyatlarda yapılan omuriliğin ve sinirlerin üzerindeki basıların kaldırılmasıdır. Omuriliğin ve sinirlerin içindeki hasarlara biz bir şey yapamayız. Ancak basılar kalktıktan sonra vücut yavaş yavaş onarıma başlar. Bu nedenle kanal darlığı olan hastaların tahribat başlamadan evvel başvurmalarında büyük yarar vardır.

 

 

SIRT AĞRILARI

 

Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu… Yapılan çok sayıda bilimsel araştırma sonucu; her beş insandan biri sırt ağrısı çektiğini göstermektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz. Aksi takdirde bu ağrılar yaşamımızı olumsuz yönde etkiler ve işgücü kaybına uğratır. Birçok hastalıkta da olduğu gibi sırt ağrılarından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

 

 

Sırtın Yapısı

 

Sırtın fonksiyonel yapısı; on iki omur, arkada faset eklemleri, omurlar arasında önde disk denen yastıkçılar ve arkada deliklerden çıkan spinal sinirlerden oluşur. Sırt omurga hareketleri; göğüs kafesinden dolayı, boyun ve bel omurga hareketlerine göre daha azdır.

 

 

Sırt Ağrıları Neden Olur ?

 

Sırt Ağrısı Nasıl Tedavi Edilir ?

 

Sırt ağrılarının nedeni sırtımızda omurganın her iki yanında bulunan kasların gerilmesidir. Bu gerilmenin en önemli nedeni strestir. Strese girdiğimizde ilk önce boyun kaslarımız gerilir. Bu gerilme sonucunda C harfine benzeyen boyun omurgamız düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır, sinirler baskı altında kalır. Bu baskı ile birlikte sırttaki kaslar gerilir. Bu yüzden ağrı duyarız. Kasların uzun süre gergin halde kalması kas topaklarına neden olur. Yani tıpta fibrozit dediğimiz oluşumlara neden olur. Bu fibrozitler en ufak bir yorgunlukta, ağır kaldırma sonucunda, klima veya vantilatör altında uzun süre kalmada ağrılar yaratır, dayanılmaz ağrılar çekeriz. Kas gerginliğini azaltmak için farkında olmadan sırtımızı kamburlaştırır, artık son dönemlerini yaşayan ihtiyarlara döneriz. Bu ağrıları uzun zaman çekenler, avuç avuç ilaç alırlar, doktor doktor dolaşırlar, ömür boyu bu ağrılardan kurtulamayacaklarını düşünerek karamsarlığa kapılırlar.

 

 

Ağrılardan kurtulmak mümkün mü, kurtulmak için neler yapmalıyız, nerelere başvurmalıyız?

 

1. İlk olarak ağrımızın nedeni belirlenmelidir. Ağrının boynumuzdan mı, sırt kaslarından mı kaynaklandığı yoksa başka bir hastalığımız mı olduğu tespit edilmelidir. Unutulmamalıdır ki akciğer hastalıkları, safra kesesi ve mide rahatsızlıkları da sırtta ağrı yapar. Teşhis öncelikle fiziki muayene, şikayetlerin dinlenmesi ile (ne yazık ki hastayı aktif olarak dinlemek çoğu zaman ihmal ediliyor ve yanlış sonuçlara yönleniliyor), sonra da MR, BT ve direkt grafi incelemeleri ile konur. EMG de bize yardımcı olur.

 

2. Sonra sıra sırt kaslarının gevşetilmesine gelir. Kas gevşeticiler ve lokal etkili merhemler (bu merhemleri iyice yedirerek sürdükten sonra mutlaka en az on dakika ütüyle ısıtılmış havlu, sıcak su torbası veya saç kurutma makinesiyle sıcak uygulanmalıdır) kullanılır, ama sadece ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka fizik tedavi veya alternatifi (masaj, manipulasyon, nöral terapi, akupunktur, soft lazer) uygulanmalıdır. Fibrozitler teker teker tespit edilip yok edilmelidir.

 

3. Fizik tedavi ile birlikte stres etkeni de ortadan kaldırılmalıdır. Mümkünse hastanın yaşamında stresi körükleyen unsurlarda radikal değişiklikler yapmak, tatile çıkmak, hobilere daha uzun zaman ayırmak oldukça faydalı olur. Eğer bu değişiklikler yeterli olmazsa bir psikiyatrisin veya psikoloğun yardımını almak yararlı olur.

 

4. Tedavi bitiminde doktorunuzun önereceği sırt kaslarını güçlendirecek egzersizleri yapmak gereklidir. Eğer gerekli ortam bulunursa sırtüstü yüzmek en iyi egzersizdir. Güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar çok faydalıdır. Soğuktan mümkün olduğunca korunmak gereklidir.

 

5. Tüm bu tedaviler sırasında ve sonrasında bazı hareketlerden kaçınmak gereklidir. Yerden bir şey alırken öne veya yana eğilmek yerine çömelmek, yukarı doğru uzanmak yerine bir şeyin üstüne çıkıp işimizi görmek sırt ağrısı riskini azaltır. Ayrıca sürekli pozisyon değiştirmek, yani uzun süre oturmamız gereken bir iş yapıyorsak en geç yarım saatte bir dolaşmak, aynı yerde ayakta durmaktan kaçınmak, televizyon seyrederken veya gazete okurken sırtımızı ve başımızı dayayacak koltukları tercih etmek dikkat etmemiz gereken unsurlardandır.

 

6. Unutulmamalıdır ki keyifliyken yapacağımız ters hareketlerden bir sıkıntı doğmaz, ama stresliyken yapacağımız her ters hareket sağlığımızı ciddi olarak etkiler.

 

AMELİYATLAR

 

Bel Fıtığı Ameliyatları Nasıl Yapılır ?

 

Microdiskektomi yöntemini uygulamaktayız. Bu yöntemde 1.5-2 cm’lik cilt kesisi ile girilerek gerçekleştirilmektedir. Adele ve kemik dokulara hasar verilmediği için ameliyat sonrası iyileşme daha kısa sürede ve yüksek oranda olmaktadır. Ameliyatın ertesi günü evine gidebilir ve işinin ağırlığına göre 5-15 gün arasında işine dönebilir.

 

Boyun Fıtığı Ameliyatları Nasıl Yapılır ?

 

Micro cerrahi yöntemi uygulamaktayız. Boynun ön tarafından 2 cm’lik bir cilt kesisi ile girilerek yapılır. Özel aletler ile disk aralığı temizlenir. Disk aralığına duruma göre cage veya disk protezi konulur. Hastamız operasyondan birkaç gün sonra normal yaşamına dönebilir.

 

Omurga Kırıkları Nasıl Tedavi Edilir ?

 

Omurga kırıklarında kırığın yapısına göre tedavi yöntemleri vardır. Stabil olmayan kırıklarda, omurlar titanyum vidalarla sabitlenir. Böylece hastanın operasyondan bir gün sonra yürümesi sağlanır.

 

Vertebroplasti Nedir ?

 

Bazı seçilmiş çökme kırıklarında, osteoporoz veya tümöre bağlı kırıklarda uygulanabilen tedavi yöntemidir. Lokal anestezi altında uygulanabilir. Ciltten büyük iğnelerle girilerek kemik içine kemik çimentolar koyarak omur güçlendirilir. Hastalarımız müdahaleden 2 saat sonra, yürütülür ve taburcu edilir.

 

Kifoplasti Nedir ?

 

Özellikle osteoporoza bağlı omurganın çökme kırıklarında uygulanılır. Çöken omur içerisine özel tekniklerle balon sokularak çöken kemik balon şişirilerek düzeltilir ve daha sonrada bu omur içine kemik çimento enjekte edilir. Tüm bu işlemler lokal anestezi ile yapılır ve hasta 2 saat istirahatten sonra yürütülerek taburcu edilir.

 

 

Beyin Tümörü Ameliyatları Nasıl Yapılır ?

 

Saçlı deri ve kafatası özel teknik ve araçlarla açılarak beyindeki tümör dokusuna ulaşılır. Mikro cerrahi teknikler kullanılarak hastaya zarar vermeden tümör dokusu çıkarılır. Beynin değişik bölgelerindeki tümörler farklı yöntemlerle çıkarılır. Örneğin hormon merkezi hipofiz bezi tümörleri burun içinden girilerek çıkarılır. Kafa kaidesi tümörleri ağız içinden girilerek çıkarılır.

 

 

TIBBİ KADRO

RANDEVU VE DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE ULAŞIN…

info@nbkadikoyhastanesi.com 0216 339 57 57

NB Kadıköy Hastaneleri